Bunları da Okuyabilirsiniz
Fakir Yazar’a Göre En İyi Güldürü Ustaları.
Dövüş ve Aksiyon Sevenlere Çorak Topraklar
Sigaranın Canınıza ve Cebinize Zararı
Web Sayfanızın Mobil ve Tablet Görünümünü Chrome’da Test Edin
2017 Milli Piyango Fakir Yazara (Ya) Çıkarsa?
Bir Mango Ağacı Hikayesi
Paylaş
Paylaşımı Kapat

Eski Sinemalar Sinema Tarihi

Eski Sinemalar
Okunma Süresi
6 Dakika
Yazar
Kürşat
Yazı Tarihi
03.10.17
Yorum
4 yorum

Merhaba Fakir Yazar Okurları;

Siz hiç eski sinemalara ailece gidip film izlediniz mi?

Sadece yazlık sinemaları kastetmiyorum burada. Yeşilçam döneminde aileyle, akrabalarla, eşle dostla gidilen giderken de erkeklerin takım elbise giyip kadınların da en güzel elbiselerini giydiği sinemaları kastediyorum. Çekirdeğinizi, dondurmanızı ya da gazozunuzu alıp film izlediniz mi? O dönemki insanlar için film izlemek önemli bir etkinlikti. Hatta en önemli sosyalleşme aracıydı. Şu an çoğunlukla genç kesimin sevgilileriyle vakit geçirmek için gidip film sırasında da telefonlarıyla uğraştığı bir şey değildi. Ayrıca o dönemlerde insanlar sırf ağlayabilmek için sinemalara doluşurlardı.

Adile Naşit, Türkan Şoray, Şener Şen, İlyas Salman ve şu an adını yazmadığım birçok emektar sanatçının oynadığı Sultan filminde de Adile Naşit’in sinemaya gitmek için söylediği “Ağlatıyor mu? Acıklı mı bari?” sözleri aklımdan hiç çıkmıyor.

Adana’nın Mahalleleri Sinemalarla Doluydu!

Ben Adanalıyım ve kendi şehrimde Radyo, Tv ve Sinema bölümünü okuyorum. Yeşilçam dönemlerinde diğer şehirlerde sinema endüstrisi nasıldı çok bilmiyorum ama Adana sinemanın merkeziydi diyebilirim. Adana hem çekilen filmler bakımından hem de sinema salonları bakımından bu ülkenin sinema ihtiyacını neredeyse tek başına karşılıyordu. Şu an 2 milyondan fazla nüfusa sahip Adana’da 5 tane sinema salonu var ve bunların da 3 tanesi alışveriş merkezi içinde bulunuyor. Çoğu da çok popüler filmler gelmediği sürece bilet bile satamıyor.

Peki geçmişte Adana’da ne kadar sinema bulunduğunun biliyor musunuz? Adana, yazlık ve kışlık olmak üzere araştırmalarım ve çevremden duyduğum kadarıyla 200’den fazla sinemaya sahipmiş. Neredeyse her mahallede birkaç sinema bulunurmuş. Her akşam ailece toplanıp filmlere gidilir. Çocuklara sinema önünde dondurma veya gazoz alınırmış. Davul, zurna ile yeni gelen filmler insanlara duyurulurmuş. Yani büyükten küçüğe herkes eğlenir mutlu olurmuş. Şu an ise bu sinemaların yıkıntıları bile yok olmuş durumda. Resmen 50 yıl öncesi tarihten silinmiş. Bu dönemi hatırlayan insanlar da yavaş yavaş aramızdan ayrılıyorlar. Tabii bu durumu Adana ile sınırlandırmamak gerek. Şu an tüm ülkede durum aynı.

Eskiden Adana Sinemaları

Eskiden Adana Sinemaları

Sinema Makinistlerini de Unutmamak Gerek

Kimse sinema makinistlerini düşünmez. Sinema izleyicisi sadece parasını ödeyip biletini aldığı filmin sorunsuz bir şekilde gösterilip gösterilmediğiyle ilgilenir. Günümüzde sinema da hayatımızdaki her şey gibi dijitalleşti. Eskiden küçük bir odada sabahtan akşama kadar makinistler filmlerin sorunsuz gösterilmesiyle uğraşırlardı. O filmler de yanıcı olduğundan çok dikkatli olmalıydılar. En ufak bir kıvılcım tüm sinemayı yok edebilirdi. O filmlere zarar gelmemesi lazımdı çünkü zaten çok az kopyaya sahiptiler. Filmler yeterince gösterildiğinde alınıp başka şehirdeki sinemalara götürülürdü ve bir filmle yüzlerce gösterim yapılırdı. Tabii zamanla da filmlerde çizilmeler olurdu. Ayrıca o makinist odaları çok küçük ve havasızdı. Şimdiyse her şey dijital. Tek tuşa basıp gösteriyorlar. Tek sorun artık filmler sinemalara şifre ile geliyor. Yapım şirketinden şifreyi almadıysanız ya da kaybettiyseniz film açılmıyor. Artık makinistlik yok diyebiliriz.

Eskiden her makinist bir veya birkaç çırak yetiştirirdi. O çıraklar da en alttan başlar. Yerleri siler süpürür, çöpleri toplardı. Yıllarca işi en alttan öğrenip bir ustaya dönüşürlerdi. Yanlış anlaşılmasın eski makinistleri bu kadar övüyorum ama çoğu karın tokluğuna çalışırlardı. Hatta ek iş olarak makinistlik yapan çok kişi vardı. Ama işlerini severek yapan sinema aşığı insanlardı. Maalesef bu meslek de zamana ve teknolojiye yenik düştü ve şu an yeni yapılan sinemaların neredeyse hiçbirinde bu makinistlere rastlamak mümkün değil.

Sinema Makinistliği Bitti

Sinema Makinistliği Bitti

Aynı konu  yani yazlık sinemaların sona ermesi ve televizyonların hayatımıza girmesi Vizontele adlı türk filminde de işlenmişti. Vizontele deyip geçmeyin türk sinemasının en iyi oyuncularını bir araya toplayan bir başyapıttır.

Tabii ki eski meslekler bittikçe yerlerine yeni meslekler geliyor ancak gelişmek ve teknoloji konusunda Avrupa’dan geri kalmamak için de bu gerekli bir durum.

Saygılar.
Fakir Yazar.
Kürşat.

Benzer Yazılar
Yazarlar Hakkında
yazar
FAKİR YAZAR
Balıkesirliyim, 27 Yaşındayım. 16 Yaşından Beri Web ve Web Yazılım ile Uğraşıyorum. Bu işi Meslek Olarak Değil Boş Zamanlarımda Hobi Olarak Yapıyorum. Balıkesir Üniversitesi MYO Bilg. Tekn. Prog. Mezunuyum. Boş Zamanlarımda Fakir Yazar'a Yazılar Yazıyorum.
yazar
KÜRŞAT
7 ekim 1987 doğumluyum. Çukurova Üniversitesi iletişim fakültesi Radyo, Televizyon, Sinema son sınıfta öğrenciyim. Televizyon ve sinemayı seviyorum. Yazılarım genellikle radyo ve televizyon odaklı olup her konuda yazılar yayınlamaya özen göstereceğim.
Önceki Konu
Afrika Kıtası’ndaki En Tuhaf Yasalar
Sonraki Konu
Japonya’da Yaşamak Japonic Youtube Kanalı
Yorumlar
Facebook'dan Yorum Bırakın
Fakir Yazar Üzerinden Yorum Bırakın
Bu yazıya 4 kişi cevap yazdı.
  1. Yazınız beni resmen beni maziye götürdü. Çünkü ben de daha önce bir sinemada 1 yıl makinist olarak çalışmıştım. Ama damdan düşme, makinist olamıyorsunuz. İlk başta yer gösterici olarak başlıyorsunuz. Sonrasında ise (ihtiyaç varsa tabi) makinist oluyorsunuz. Herkes film izlerken admin panelinde oturuyormuş gibi bir havası var makinistliğin. Film falan da izleyemiyorduk aslında. Çünkü filmi ilk başlatınca 10 dk izliyor. Ortalarına doğru 10 dk izliyor ve bobin değiştiriyorduk. İkinci bobini takınca da 10 dk. Bitimine yakında 10 dk falan deseniz filmin zaten her şeyini biliyorduk. Arada geçen önemli sahne ve diyalogları kaçırıyorduk ama giriş gelişme sonuç bölümünü biliyorduk. Dolayısıyla baştan sona oturup izleme isteğimiz de kalmıyordu.
    Film yapmak eğlenceli bir iş gibi geliyordu bana. 7-8 parça metal ya da plastik kutularda geliyordu filmler. Biz ise onları birleştiriyorduk. Başta film başlarına ve aralarına fragmanlar takarak mantığını kavradım. Sonrasında ise parça parça gelen filmleri birleştirmeyi öğrenmiştim. Arada makaralar ters geliyordu. Sarıp doğru yerden birleştirmekle uğraşıyordum. Şimdi bir çok şey değişti. Ne bileyim özel kutularda hdd gibi gelmeye başladı filmler. Bilgisayara yüklüyor ve oynatıyorduk. Play-pause işlemi yapıyorduk sadece film arası verirken. Ama benim gözümde eski makineler daha güzel.
    Şu an bile ek iş olarak yapabilirim. Gerçekten zevk aldığım ve severek yaptığım bir işti.

    • Kürşat

      Teşekkür ederim cevabınız için. Ben bu konuda Adana ile sınırlı bir belgesel yapmak için şu an araştırma yapıyorum. Bu nedenle o zamanlara ait kaynaklar, sinema sahipleri ve makinistleri arıyorum şu an.

  2. Ah ah.. Maalesef birçok şey gibi bu da tarihimizden silinen şeylerden biri. Hiç izlemedim bilmiyorum nasıldır sokak sinemaları. Bizim oralarda öyle bir kültür yoktu yani. İlk sinemama bile 17 yaşımda gittim. Toplasan 2 veya 3 defa sinema izledim zaten. Artık günümüzde herşey elimizin altında. Birçok şey silindi gitti ve dahası da silinecek.