Bunları da Okuyabilirsiniz
Tankları Seviyor İseniz World of Tanks Oynayın!
Telefonlara Gelen Rahatsız Edici Reklam Mesajları
90’lı Yılların Arama Motoru Ansiklopediler
Hintli Yönetmen Aamir Khan’ın – Dangal Filmini İzledim
Şehirlerde Kalmayan Yeşillik
Kuzey Kore Hakkında Birkaç İlginç Bilgi
Paylaş
Paylaşımı Kapat

Milyon Yıl Geçse de İnsanlık Aynı Kalacak

İnsanlık Milyon Yıl’da Geçse Aynı Kalacak
Okunma Süresi
6 Dakika
Yazar
Fakir
Yazı Tarihi
29.06.17
Yorum
2 yorum

Merhaba Fakir Yazar Okurları;

İnsanlık tarihi milyonlarca yıl öncesi dayanır. Bu da demek oluyor ki insanların bir gücün varlığına olan ihtiyaçları da milyonlarca yıl öncesine dayanıyor. Her ne kadar ateşe, putlara, şimşeğe ve bunun gibi güçlere inanmış da olsalar inanç inançtır, yargılanmamaları gerekir. Zaten çoğu zaman inançta kanıta gerek duyulmaz. Eğer kanıt istenmeye başlanırsa zaten tüm inançlar temelden sallanmaya başlar. İnsanoğlu bir güce inanıp o gücün de kendisini koruyacağını düşünerek rahatlar.

İnanç ve Hayat

İnanç ve Hayat

Din ve Hayat Her Dönem Farklı Şartlar İçerir

Tabii ki her dönemi kendi şartlarına göre düşünmek en doğrusudur. Son birkaç bin yılda da tek bir yaratıcının olduğuna ve peygamberler aracığıyla da 3 kutsal din olduğuna inanıyoruz. Biz Müslümanlar yaratıcımıza Allah, Hristiyanlar Tanrı, Yahudiler de Yahova der. Allah’a yakın olabilmek ve dini görevlerimizi yerine getirmek için de cami, kilise ve sinagoglar inşa ediyoruz. Bu yaratıcının isteklerini yerine getirerek de öldükten sonra sonsuza dek cennette güzel bir yaşam hayali kuruyoruz. Yani hiç değişiklik olmamış. Geçmişteki insanlar sırf bir güç kendilerini korusun diye inanmışlar şu an biz de yaşarken koruması için öldükten sonra da cennete gidip sonsuza dek hurilerle güzel ve mutlu bir hayat sürebilmek için inanıyoruz.

Din Tartışılabilmeli mi?

Din güçlendikçe neredeyse tartışılamaz bir tabuya, din görevlileri de dokunulmaz kişilere dönüştüler. Bunun en büyük örneği de Avrupa’da bin yıla yakın hüküm sürmüş olan skolastik düşüncedir. Kilisenin her dediği doğru kabul edilirken sanat ve bilim yok olma aşamasına gelmiştir. 1453’teki İstanbul’un Fethi, Avrupa için aslında ne kadar kötü görülse de Avrupa’nın yeniden doğmasını sağladı. Rönesans’ın doğmasını ve dinin de etkisinin azalmasını sağladı.

Bosh ve Alıklar Gemisi

Ressam Bosch ‘un Alıklar Gemisi Eseri

Ressam Hieronymus Bosch ve Alıklar Gemisi Eseri

Bunu da Bosch’un Alıklar Gemisi adlı eserinde görebiliyoruz zaten. O zamanlar çok güçlü olan dinin etkisinin azaldığını ve bir rahibenin de alıklarla (Alık: Salak, akılsız, budala kısaca toplumun işine yaramayan.) beraber kayığa koyularak kıta dan uzaklaştırılmak istendiğini. Nüfusu sürekli artan Avrupa’da üretime katkısı olana da ihtiyaç artıyordu. Artık faydasız olarak görülen soytarılar, oburlar, azgınlar ve rahibeler de görüldüğü gibi kıta dan yollanmak isteniyor.

Benim inanışıma göre biraz da daha iyi bir hayata sahip olacakları ve belki yedikleri yemeğin bile bindikleri kayıkla gidecekleri yerden geldiği söylenerek kandırılıyorlar.

Aslında yüzlerce yıl geçmiş olsa da şimdi de aynı durumlar yaşanmıyor mu? İçerik aynı sadece biçim farklı maalesef. Eskinin kayıkları şimdinin akıl hastaneleri ve huzur evleridir. Maalesef bu yerler kalabalık olmasına rağmen ziyaretçilerine baktığımızda da tam tersi bir durum söz konusu. Evden hastaneye ve huzur evine götürülürken daha iyi bir hayatları olacağı sözüyle kandırılırlar veya kanmış gibi yaparlar. Her ne kadar dikkat etmesek de filmlerde de gördüğümüz gibi hep kapılara bakarlar veya pencerenin önünde dikilirler. Aslında onlar da bilir terk edildiklerini ama bir umutla bir yakınlarının ziyaretini beklerler umutsuzca. Başımızdan attığımız o insanlar yabancı bile olsa bir ziyaretçi gördüklerinde o kadar mutlu olurlar ki mutluluktan ağlamak sözünü canlı canlı yaşatırlar bize. Kısacası faydacıyız eskiden bir güç korusun diye her şeye inanırdık, şimdi cennet için inanıyoruz. Eskiden çalışıp para kazandığı için yanımızda olanlar artık bu özelliklerini kaybedip faydaları dokunmadığı için şu an hastane ve huzur evlerindeler. Atalarımız boşuna dememiş can çıkar huy çıkmaz diye.

Saygılar.
Fakir Yazar.

Benzer Yazılar
Yazarlar Hakkında
yazar
FAKİR YAZAR
Balıkesirliyim, 27 Yaşındayım. 16 Yaşından Beri Web ve Web Yazılım ile Uğraşıyorum. Bu işi Meslek Olarak Değil Boş Zamanlarımda Hobi Olarak Yapıyorum. Balıkesir Üniversitesi MYO Bilg. Tekn. Prog. Mezunuyum. Boş Zamanlarımda Fakir Yazar'a Yazılar Yazıyorum.
yazar
KÜRŞAT
7 ekim 1987 doğumluyum. Çukurova Üniversitesi iletişim fakültesi Radyo, Televizyon, Sinema son sınıfta öğrenciyim. Televizyon ve sinemayı seviyorum. Yazılarım genellikle radyo ve televizyon odaklı olup her konuda yazılar yayınlamaya özen göstereceğim.
Önceki Konu
Youtube’un Kötü Yanları
Sonraki Konu
Sıcaklar İçin Klimalı Giysi İstiyorum!
Yorumlar
Facebook'dan Yorum Bırakın
Fakir Yazar Üzerinden Yorum Bırakın
Bu yazıya 2 kişi cevap yazdı.
  1. Bizim bir felsefe hocası vardı. İnsanların din ihtiyacının her daim olduğuna başına gelen kötü olayları bir dayanak bularak açıklama isteği olduğunu söylemişti. Bir keresinde ise din gelişmemiş toplumların afyonudur demişti. O zamanlar bende pek bir çağrışım uyandırmamıştı ama üzerinden 2-3 yıl geçince ne demek istediğini anlamaya başladım.

  2. Aslında çok güzel özetlemişsin ama bene birkaç ekleme yapmak istiyorum. İnsanoğlu bazı konularda aynı kalsa bazı konularda çok fazla gerileme yaşamakta. Mesela doğa. Geçmişte insanların tüm ihtiyaçlarını doğa karşılıyordu. Ama geçmişte insanlar doğayı koruyordu. Fakat günümüzde öyle değil. Günümüzde de geçimlerini doğa ile sağlayanlar var. En önemlisi de ormanlar insanlar için bir velinimet. Oksijen kaynağı. Fakat sırf para hırsı nedeniyle ormanları yok ediyoruz. Bu da bizim geçmişteki insanoğlunun çok çok gerisine gittiğimizi gösteriyor.

    Din konusunda da günümüzün sözde aydınları sırf özgürlük adı altında her şeyi tartışabileceklerini zannediyorlar. Ama bazı şeyler kurcalanmamalı bana göre. Elbette ki herkes inanç konusunda özgür. Fakat kimse kimseye müdahale etmemeli diye düşünüyorum..

    Saygılar Fakir Yazar.

    Güzel yazı için teşekkürler.