Yararlı mı? Zararlı mı? Tuz Kullanımı

Merhaba Fakir Yazar Okurları;

Biliyorsunuz ki bir çok yemeğin tadını veren yemeğin tuzudur ancak günümüzde ya aşırı tuzlu yada tuzsuz yeme gibi bir durum var yani bir türlü dengeyi sağlayamıyor millet. Tuz hakkında bilgiler ve ülkemiz insanının tuz kullanımı hakkında bilmesi gerekenleri yazacağım. Güzel bir konu olacak umarım beğenirsiniz.

Tuz Çeşitleri

Tuzu Bulan Kim ya da Kimler?

Harbiden birden bire hangi manyak denizden ya da kayadan tuz elde edip tadına bakmayı düşünüp beğendi?
Hadi beğenmeyi bir köşeye bırakalım yediği yiyeceğe biraz dökeyim dedi?
Ya da yediği yiyecekte bir eksiklik var oda bu beyaz toz dedi?
Merak Ediyorum İnsanoğlu Niye Tuza ihtiyaç duydu?

Tarihi Yönden Tuzun Günümüze Nasıl Geldiğini İnceleyelim

Tuzun önemini artıran en büyük özeliği de tarih öncesi zamanlarda besin maddelerini uzun süre saklamak için tuzu koruyucu madde olarak kullanmalarından gelmektedir. Eski zamanlarda et balık gibi besinler tuzun içinde kurutulup saklanarak bunların bozulması engellenmiştir. Tuz insan dahil tüm canlıların besin kaynaklarındandır ve ticari bakımdan da önemli bir maddedir. Dünyanın her yerinde rastlanabilen sofra tuzu tarih boyunca önemli bir ihtiyaç ve ticaret maddesi olmuştur.

Besin maddesi olması dışında tuz; dericilikte, hayvan besiciliğinde, su yumuşatma sistemlerinde ve kimya sanayisinde yaygın olarak kullanılır.

Tuz insanlık tarihinde büyük bir öneme sahip olup üretilmesi tarih öncesindeki antik uygarlıklara kadar dayanmaktadır. Sümerlilerin ve Babillerin tuzu besin maddelerini özellikle et ve balığı uzun süre saklamak için konserve koruyucu maddesi olarak kullandıkları bilinmektedir. Bunun yanında yazar Kurlansky, Tuz-İnsanlığın Tuzlu Tarihi adlı kitabında, et ve balığı tuzlayarak saklayan ilk uygarlığın Mısırlılar olabileceğini belirterek, balığı tuzda saklamaya ilişkin en eski Çin belgelerinin MÖ  2000 tarihlenirken, çok daha eski tarihlerden kalan mısır mezarlarında tuzlanmış balık ve kuş eti bulunduğuna dikkati çekmiştir. Araştırmalara göre, Mısırlılar Nil deltasında deniz suyunu buharlaştırarak tuz üretiyorlardı.

Tuzun kullanılması belirli bölgelerle kısıtlı kalınmıştır ta ki tuzun ticari malzeme olarak kullanılmaya başlanılmasına kadar. Tuz ticaretinin sayesinde birçok küçük şehir zengin metropol haline gelmiştir. Buna en güzel örnek Almanya’nın Lüneburg şehri gösterilebilir. Yemek tuzunu insan tarihindeki önemini ve ona verilen değeri anlamamız için onun tarihteki ismine bakmamız yeterlidir. Tuz tarihte Beyaz Altın olarak adlandırılmıştır. Tuzun değerini belirten diğer bir örnekte: Tarihte bazı ülkelerin tuzu bir tür ödeme biçimi olarak kullanmalarından anlayabiliriz. Büyük Roma da Lejyonerlerin kazancının ödemesinde tuzun kullanıldığı bilinmektedir.

Orta çağda ve daha sonraki zamanlarda tuz için büyük meblağlar ödenmekteydi. Burada tuzu pahalı yapan onu elde ediliş şeklinin dışında onun nakliyesi ve ticaretinden kaynaklanmaktaydı. Buhnen yanında Çinliler, Romalılar, Fransızlar, Venedikliler, Habsburglar ve diğer birçok yönetim, savaşlar için para bulmak üzere tuz vergisi koymuştu. Bilindiği kadarıyla Anadolu’da tuz ile ilgili ilk yazılı kaynaklar ise Hititler’e kadar gitmektedir.

Çin’de tuz üretimine ilişkin en eski yazılı kaynak, MÖ 800’e aitti. Belgede, Xia Hanedanlığı sırasında bin yıl önceki deniz tuzu üretimi ve ticaretinden söz ediliyordu. Çin yönetimleri yüzyıllarca tuzu, bir gelir kaynağı olarak görmüşlerdi. Çin’de MÖ 12. yüzyılda tuz vergisinden söz eden metinler bulunmuştur.


Tuzun Yarar ve Zararları

İnsanlar Niye Tuza İhtiyaç Duyar? Tuzun Yararları!

Vücudumuza yiyecekler ve içtiğimiz su ile aldığımız iyot, yaşam için çok önemli minerallerden birisidir. Günlük iyot ihtiyacının % 90’ı gıdalardan, %10’u içme suyundan karşılanır.

İyot, boynumuzda bulunan tiroid bezinden hormon salgılanması için çok önemli olan bir mineraldir. Vücudumuzun gelişmesi beyin ve sinir sistemimizin çalışması, aktivitelerimizin ve vücut ısımızın sürmesini sağlayan tiroid bezi hormonlarının yapımı için iyot gereklidir. Ülkemizin büyük bir bölümünde olduğu gibi İlimizde de sudaki iyot yetersizdir. Vücudumuz için bu kadar önemli olan iyot yeterli alınmadığından çeşitli hastalıklar oluşur.

  • Gebelikte iyot eksikliği anne karnındaki bebeğin hem beyin hem de beden gelişimini olumsuz etkiler.
  • Gebelikte iyot eksikliği düşüklere, ölü doğumlara, bebeğin özürlü doğmasına, bebeklerde zeka geriliğine ve cüceliğe sebep olur.
  • Çocukluk ve gençlik döneminde iyot yetersizliği bedensel ve zihinsel gelişme geriliğine neden olmaktadır.
  • Yetişkinlerde iyot yetersizliği guatrın yanı sıra beden ve zihin fonksiyonlarında dengesizliklere ve bozukluklara da yol açmaktadır.

İyot yetersizliği ve guatrın önlenmesinde en iyi yöntem olarak tuzun iyotlanması benimsenmiştir. Günlük iyot kullanımı erişkinlerde en az 50 mikrogram, ortalama 100-300 mikrogram, en fazla 1000 mikrogramdır. Günde 5-15 gr. tüketilen iyotlu tuz ile ortalama 150 mikrogram iyot alınır. Bu miktarlarda kullanılan iyotlu tuz sağlığa zararlı değildir ve yan etkileri yoktur. İyotlu tuz kullanımında insanların daha fazla tuz tüketmeleri değil normalde her gün kullanılan tuzun iyotlu olması önerilmektedir.

İyotlu tuzun iyot içeriğini kaybetmemesi için; serin, kuru ortamlarda, ışık geçirmeyen ağzı kapalı kaplarda saklanmalıdır. Yemeklere konulan tuzdaki iyot pişirme ile kayba uğradığından yemekler piştikten sonra tuzu konulmalıdır.

Unutmayalım ki ! İyot yetersizliğinin neden olduğu hastalıkları tedavi etmek hem zor hem de pahalıdır. Buna karşılık iyotlu tuz kullanmak hem sağlıklı hem de ucuzdur.


Aşırı Miktarda Tüketilen Tuzun Zararları!

Tuzlu yiyecekleri herkes sever.
Tuza bir kez bağımlılık kazandınız mı, ne tuzsuz yiyeceklerden, ne de tuz yerine konulmuş maddelerle yapılmış besinlerden zevk alabilirsiniz…
Ama tuz sakınılması gereken üç beyaz besinden biridir. Neden?

Lezzet duygusunu veren şeyler, dil ve damağınızda hissettiğiniz tatlardır.

Sizi mutlu eden, keyif veren, yemek yemenin coşkusunu güçlendirip sofralarınızı doyulmaz sohbet ortamları haline getiren de bu tatlardır. Doyulmaz bir lezzeti oluşturmada pek çok oyuncu vardır ama bunlardan ilk üçü, hem en önemlileri, hem de en tehlikelileridir: Tuz, şeker ve yağ!

Tuzlu yiyecekleri herkes sever. Tuza bir kez bağımlılık kazandınız mı, ne tuzsuz yiyeceklerden, ne de tuz yerine konulmuş maddelerle yapılmış besinlerden zevk alabilirsiniz. Tuzlu tatlara bağımlılık çocukluk çağlarından itibaren yavaş yavaş kazanılır. Bir süre sonra da vazgeçilmez bir tutku halini alır. Yani çocuklarınıza katı gıda yemek yedirmeye başladığınız zamandan itibaren tuz kullanımını dengede tutmanız gerekmekte.

Tuz kullanmayı bir süre erteleyebilirseniz, bedeniniz daha az sodyumla beslenmeye uyum göstermede pek fazla güçlük çekmez. Tuz kullanımını azaltan ve besinler ile aldığı sodyum miktarını sınırlayanların tuzlu tat-lezzet isteklerinde gerileme oluşur.

Tuzun Fazlası Niye Yasak?

Eğer hem daha az sodyum kullanmak hem de herhangi bir sağlık sorunu ile karşılaşmamak istiyorsanız tuz yerine seçenek olarak bitkileri ve baharatları denemelisiniz. Özellikle limon ve limon suyu, kaliteli sirkeler ve bazı kurutulmuş baharatlı bitkiler ve kırmızı biber lezzet unsurunu arttırmada, tuza olan özleminizi azaltmada size yardımcı olabilirler.

  • Vücudunuzun sodyum dengesini sağlamakla yükümlü organı böbreklerinizdir. Sağlıklı böbrekler fazladan alınan sodyumun büyük bir kısmını kolayca atmaktadır. Tuzun fazlasını terleme ile de atarsınız. Eğer böbrekleriniz yeterince çalışmazsa fazla tuzu atmakta güçlük çekersiniz. Vücudunuzda sodyum birikir, yüzünüzde, bacaklar ve ayaklarınızda şişmeler meydana gelir. Vücutta aşırı sodyum birikmesi sonucu oluşan bu belirtilere tıp dilinde ‘ödem’ denilmektedir.
  • Tuzun fazlası sadece ödem yapmaz. Damarlarınızda dolaşan sıvı miktarının artmasına, kan basıncınızın yükselmesine (hipertansiyon), kalp ve böbrek hastalıkları ile felç riskinizin artmasına neden olur. Özellikle toplumun yüzde 30’undan fazlasının sodyuma duyarlı kan basıncına sahip olduğunu düşünürseniz hipertansiyon eğiliminizin kanınızda fazla sodyum birikince tetiklenebileceğinden kuşkunuz olmasın!
  • Lezzet odaklı beslenmede ısrar ederseniz ‘fazla tuzlu beslenme’ tuzağına yakalanma olasılığınız yükselecektir. Özellikle genetik mirasından hipertansiyon riski olan biriyseniz, kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği gibi sorunlarınız varsa besinlerle aldığınız tuz miktarını ölçülü tutmaya bakın.

Ülkemiz tuz yatakları bakımından oldukça zengin bir ülkedir. Ülkemizdeki tuz üretimi üç farklı alanda yapılmaktadır. Genel itibarıyla deniz tuzu, göl tuzu ve kaya tuzu yatakları bulunmaktadır. Ülkemizdeki tuz ihtiyacının büyük kısmı göl tuzu yataklarından elde edilmektedir. Bunu ikinci sırada deniz tuzu ve çok az bir üretim payı ile kaya tuzu takip etmektedir.

2013 yılında Nevşehir’in Gülşehir ilçesine bağlı Tuzköy beldesinde bir milyar tonluk kaya tuzu rezervi bulunmuştur. Bu miktar yaklaşık Türkiye’nin en az on asırlık tuz ihtiyacına karşılık gelmektedir. Yalnız şimdiye kadar imkansızlıklar yüzünden bu rezerv tam olarak ekonomiye kazandırılamamıştır. Buda Ülkemizin Bir Utancı!

Yemeklere kattığınız tuz oranını ne çok tuzlu, ne de tuzsuz. Tuz var yok arasında dengeyi bulmanız yeterli olacaktır.

Saygılar.
Fakir Yazar.

Yorumlar ( 5 )
Yorum ekle
  • Onur

    Son yıllarda şekeri bıraktım, tuzu çok kullanmıyorum ancak zararlı olduğu kesin. Çok abartılı kullananlar var. Adam utanmasa komple tuzluğu da boşaltabilir tabağa. Ancak tuz ihtiyaçtır ve oranlı bir şekilde kullanılmalıdır.

    • Fakir

      Ne Hiç Ne de Çok yazıda belirttiğim gibi var yok arası yeterli 🙂 Buda 1 çimdik bir tabak için 🙂

  • Feri Peri

    Keşke tuzu bırakabilsek ama küçüklükten beri var olan bir alışkanlık var. Tuzsuz yaşayamıyorum diyebilirim.
    Detaylı bir şekilde dillendirmişsiniz, elinize sağlık efendim…

  • Enes Talha

    Sorun ben de mi bilmiyorum ama ben yemekte hiç tuz aramam. Hiç “tuzu eksik bunun” gibi bir cümle kurmadım. İlginç 🙂

  • Ali Yatarkalkmaz

    İyi olan her şeyde zararlı ya :/ Ne yiyeceğiz biz 🙂