Ülke Durumuna Farklı Bir Perspektiften Bakış

Aşağıda ülke durumu hakkında görüşlerime yer verilmektedir.

Mitinglerde ve mecliste kısacası her yerde bizlere sürekli bağırarak hitap eden siyasiler, gelen her yeni bakan ile değişen eğitim sistemi, siyasi partilere bu yıl aktarılan toplam paranın 821.1 milyon lirayı bulması, Adnan Oktar ve kedicikleri,  güzeller güzeli Leyla ve Eylül, ülkemizde son 10 yılda cinsel istismar vakalarının yüzde 700 kat artmış olması, idam hakkındaki tartışmalar, işlemeyen işlediğindeyse tersine işleyen bir  hukuk sistemi, haziran ayı  enflasyon oranının 15.39’lara dayanması, toplam 14 şeker fabrikasının özelleştirilmek için satışa çıkarılması, yeni kabine, imarına son hızla devam edilen verimli topraklarımız, Survivor ile uyutulan zihinler, kitap okumaya günde sadece 1 dakika, televizyon izlemeye  6 saat, internete ise 3 saat zaman ayırışımızdaki vahim tablo, mühendislik mezunu öğrencilerden yaklaşık 46 bin civarının işsiz olması, İstanbul’da kişi başına düşen yeşil alanın 8 metrekare civarında olması ile yasal sınır olan 15 metrekarenin çok altında kalması,

Biraz nefes alalım… Bir yudum su ve okumaya devam.

sayıları 120 civarında olan kuruluşların İzmir Körfezi’ne sanayi atıklarını boşaltması sebebiyle kirlilik oranının önemli düzeylere ulaşması ve en kirli bölümünün Gölcük yöresine ait olması, dünyanın en iyi 500 üniversitesi listesine Türk üniversitelerinden yalnızca 5 tanesinin girebilmesi,  Türkiye’de kişi başına düşen su miktarının son 20 yılda 4,000m³ ‘den bugün 1,430m³’e düşmesi, PISA testine göre Türkiye’nin 65 ülke içinde fen bilimlerinde 43. matematikte 44. kendi dilinde okuduğunu anlamada 42. sırada olması, Türkiye’nin en büyük 500 şirketinin 186’si en düşük teknolojili mallar üretirken yalnızca 12 tanesinin yüksek teknolojili mallar üretmesi, Hindistan Mars’ın yörüngesine sonda yollarken ve maliyeti 74 milyon dolarken, Türkiye’de 600 milyon dolara saray yapılması derken…  Bütün bu olup biten, bizi olumsuz yönde etkiledi. Artık daha mutsuz, daha tahammülsüz ve daha ümitsiz insanlarız. Geleceğe yönelik hiçbir beklentimiz olmamakla birlikte tek derdimiz aç kalmamak. Meslek seçerken bile tek dikkat ettiğimiz şey karın tokluğu. İlerde eve ekmek götürebilecek miyim, çocuklarıma bakabilecek miyim beynimizi bu tür sorunlar yeterince meşgul eder haldeyken ülkenin geleceğini en azından bir 10 yıl sonrasının siyasi politikasını, uzay alanındaki planlarını düşünemeyecek durumdayız. Sanata ve bilime dair herhangi bir gelişme gösteremeyecek durumda.

Aklın ve bilimin yolunu terk ederek gerçek hayatla olan tek bağımızı koparıyoruz. Geçmiş ve gelecek arasındaki dengeyi kuramıyoruz. Ya çok geçmişte arıyoruz, ya da geleceğe hiç ulaşamıyoruz.

Hz. Muhammed (s.a.v.) buyuruyor:

“Ya öğreten, ya öğrenen, ya dinleyen ya da ilmi seven ol. Fakat sakın beşincisi olma; (bunların dışında kalırsan) helâk olursun.”

Sürç-i lisan ettiysek affola.

Saygılar.
Ayşegül Arslan.

Yorumlar ( 4 )
Yorum ekle
  • Remzi ÜRK

    Kısman güzel tespitler ancak şöyle bir durum var bu yazdıklarını yerine getireceğim diyen devlet adamları var ancak yine de onlar seçilmiyor bu da garip bir durum.

  • Fakir

    hepsini deliller ve etrafındakileri görerek yazmak son derece iyi bir durum. Güzel gözlem yapmışsın bunları yazıya dökebilmek de ayrı bir marifet. Kötü düşünmemek gerek umarım bu olumsuz durumları zamanla ülkece yeneriz.

  • Ece Evren

    “İlerde eve ekmek götürebilecek miyim, çocuklarıma bakabilecek miyim beynimizi bu tür sorunlar yeterince meşgul eder haldeyken ülkenin geleceğini en azından bir 10 yıl sonrasının siyasi politikasını, uzay alanındaki planlarını düşünemeyecek durumdayız…”
    1999 doğumlu olup da bu kadar güzel bir değerlendirme yaptığın için seni kutlarım kızım. Ben altı yaşı içinden -farkındalık-olarak çıkarırsam, altmış iki senedir vatanımın her halini seyredip değerlendirdim. Ama son on altı sene kadar hiç ama hiç mutsuz olmadım.
    Sevgilerimle yavrum.

    • Ayşegül Arslan

      canım ablam bu güzel yorumun için sana çok teşekkür ederim öncelikle.
      kötü günler yaşadık ve hala da yaşıyoruz. bütün bunları birbirimize sıkı sıkıya bağlanıp tutunarak ileride bir gün aşacağımızı inanıyorum. sen de inan. sevgi ve saygılarımla.